Decentralized Finance (DeFi) alanı yeniden canlanıyor. Kripto ekosistemindeki kilitli toplam değer (TVL) 2021 yılının zirvesinin altında kalmasına rağmen, önümüzdeki yılın ilk yarısında rekor seviyelere ulaşma potansiyeli taşıyor.
Steno Research’ün Cuma günü yayımladığı rapora göre, DeFi’nin bu yeniden canlanışı, özellikle ABD’deki faiz oranları ile doğrudan bağlantılı durumda. Raporda, DeFi piyasasının büyük ölçüde ABD doları merkezli olduğu ve bu nedenle faiz oranlarının DeFi’nın cazibesini belirlemede kritik bir rol oynadığı vurgulanıyor. Analist Mads Eberhardt, "Faiz oranları, yatırımcıların daha yüksek riskli fırsatlara yönelme eğilimini belirliyor ve bu durum DeFi piyasalarını doğrudan etkiliyor" ifadelerini kullandı.
Raporda, 2020’deki ilk DeFi dalgasının, Covid salgınına yanıt olarak ABD Merkez Bankası’nın faiz indirimlerinin hemen ardından gerçekleştiği belirtiliyor. Ancak, faiz oranlarının DeFi’nın yeniden doğuşundaki tek faktör olmadığına dikkat çekiliyor. Kriptoya özgü çeşitli unsurlar da bu canlanmada etkili oluyor. 2023 yılının başından bu yana yaklaşık 40 milyar dolarlık bir artış gösteren stablecoin arzı, DeFi protokollerinin temel yapı taşını oluşturması adına büyük bir öneme sahip.
Eberhardt, "Faiz oranları düştükçe, stablecoin tutmanın fırsat maliyeti azalıyor ve bu da onları daha çekici kılıyor. Aynı zamanda DeFi’nin bu tür bir ortamda daha geniş bir cazibe kazanmasını sağlıyor" diye ekledi.
Güncel trendlerin etkisi büyüyor.
Rapor ayrıca, tokenlaştırılmış hisse senetleri, tahviller ve emtialar gibi gerçek dünya varlıklarının (RWA) sürekli büyümesinin de önemli bir etken olduğunu vurguluyor. Bu varlıkların yıl başından bu yana yüzde 50 artış göstermesi, DeFi gibi on-chain finansal ürünlere olan talebin güçlü olduğunu ortaya koyuyor.
Ethereum ağı üzerindeki işlem ücretlerinin düşmesi, DeFi’nın daha erişilebilir olmasına katkıda bulunarak, DeFi’nin yeniden canlanmasına destek olan bir diğer önemli faktör olarak öne çıkıyor.